Category: Gündem

2 Kasım 2016 tarihli BİK İlanları

bik2-095 bik1-107 bik-136

9 saatlik rehine krizi sona erdi

Van’daki bir banka şubesinin çalışanlarını rehin alıp soygun girişiminde bulunan bir kişi, 9 saat sonra teslim oldu

Van-Erciş Karayolu üzerinde bulunan Abdurrahman Gazi Mahallesi’nde bulanan kamu bankasına soygun amacıyla giren ve bankada bulunan kişileri rehin alan 3 çocuk babası 29 yaşındaki Veysel Yolcudağ, ikna çabaları sonucu teslim oldu. Saat 16.50’de başlayan olay, gece saat 02.15’te bitti.

Olay yerine gelen bir avukat banka şubesine girerek yaklaşık yarım saat Yalcudağ’la görüştü. Bu görüşmenin ardından Yolcudağ ikna olunca Van Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan içeri girerek Yolcudağı alarak şubeden dışarı çıkardı. Yolcudağ, geniş güvenlik önlemleri altında polis aracına bindirilerek olay yerinden uzaklaştırıldı. Bankada bulunan 5 rehinin kurtulması üzerine dışarda bekleyen yakınları sevinç gözyaşları

 

Van'da banka çalışanları rehin alındı

 

500 bin TL ve helikopter istedi

Müzakereci polisin ikna etmeye çalıştığı Veysel Yolcudağ, 500 bin lira ve kaçışı için bir helikopter istedi. Yolcudağ, 3 yıl önce ölen babasını tedavi ettirebilmek için yaklaşık 380 bin lira borçlandığını, bunu ödeyebilmek için soygun girişiminde bulunduğunu söyledi.

Rehineleri öldürmekle tehdit etti

Veysel Yolcudağ, talepleri yerine getirilmediği takdirde rehineleri öldürüp intihar etmekle tehdit etti. Soyguncunun aynı zamanda üzerinde bomba olduğunu ve bir müdahale olduğu takdirde bunu patlatacağını da söylediği ifade edildi. Polisin olay yerine çağrılan bir yakınının çabalarına rağmen evli ve 3 çocuk babası olan Veysel Yolcudağ ikna edilemedi.

9 saat sonra teslim oldu

Van’da akşam saatlerinde bir kamu bankasının Erciş Yolu üzerindeki Tuşba Şubesi’ne gelerek soygun girişiminde bulunan Veysel Yolcudağ,  yaklaşık 9 saat sonra teslim oldu.

qq-002

 

SIM kartlar hacklendi, milyonlarca kişi dinlendi

Dünyanın en büyük SIM kart üreticisi olan Gemalto’nun hacklendiği ve bu sayede dünyada bir çok cep telefonunun dinlendiği iddia edildi

Dünyanın en büyük SIM kart üreticilerinden biri olan Hollanda merkezli Gemalto’nun hacklendiği belirtiliyor. Bu, dünyanın dört bir tarafında cep telefonlarının dinlenebileceği anlamına geliyor.

Amerikalı ve İngiliz ajanların, Gemalto’nun sistemini hackleyerek SIM kartların şifereleme anahtarlarını çaldığı öne sürülüyor. İddia ‘Intercept’ adlı internet sitesine ait.

The Intercept’in daha önce de NSA’e ait gizli bilgileri sızdıran Edward Snowden’in kendilerine sağladığı belgelere dayandırdığı haberine göre, ABD Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) ve İngiltere’yi siber saldırılara karşı korumak için kurulan istihbarat kurumu GCHQ, beraber hareket ederek söz konusu SIM kart üreticisinin sistemine sızdı.

Hollanda merkezli Gemalto şirketi, yılda iki milyar SIM kart üretiyor ve 85 ülkede faaliyet gösteriyor. AT&T, T-Mobile, Verizon, Sprint gibi pekçok GSM operatörü için SIM kart üreten şirketin hack’lenmesinin milyonlarca insanının izinsiz dinlenmesine sebep olmuş olabileceği belirtiliyor.

Şifreleme sistemlerini hackleyen ajanların, dünyanın dört bir yanında cep telefonlarını dinleyebileceği ifade ediliyor.

 

TBMM önünde hareketli saatler

vatandaş, aynı kişi tarafından sürekli dövüldüğünü söyleyerek kendini yakmak istedi.

T.B, boynuna üzerinde “Koruma kararı olmasına rağmen aynı kişi tarafından 4 kez adliye çıkışında, kendi işyerimde, hastanede kameralar altında dövüldüm. Sokakta 2 kez bıçaklandım” yazılı döviz astı.

Polis ekipleri, T.B, ikna etmeye çalıştı. Aynı kişi tarafından sürekli dövüldüğünü söyleyen T.B, daha sonra polis tarafından ikna edilip elindeki bidonu ve çakmağı yere bıkartı.

DHA

Meclis’te MHP-HDP tartışması

Çözüm sürecini yasal zemine oturtan 6 maddelik paketin komisyon aşaması tartışmalarla başladı. Toplantıda MHP ile HDP milletvekilleri arasında sert tartışma yaşandı.

Çözüm sürecine ilişkin Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı’nın görüşmeleri tartışmalarla başladı.

İçişleri Komisyonu toplantısına komisyon üyesi milletvekillerinin yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, MHP Grup başkanvekilleri Oktay Vural ve Yusuf Halaçoğlu, HDP Grup başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile komisyon üyesi olmayan milletvekilleri de katıldı.

Komisyon Başkanı Mehmet Ersoy’un görüşmelere geçildiğini açıklamasına MHP Grup Başkanvekili Vural, “Başlayamazsınız” diye itiraz etti.

Tasarının görüşülemeyeceğine dair itirazlarını dile getiren Vural’ın, “Terör örgütünün tehdidiyle komisyon çalışabilir mi?” sözlerine HDP’liler tepki gösterdi.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, “Burada kimse şov yapamaz. Burada fikirler konuşulur” dedi.

MHP’liler ile HDP’liler arasında ağız dalaşı ve laf atmalar yaşanırken, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Komisyon Başkanı Ersoy’a, “Burada muhatap sizsiniz. Bunlar kim” demesine de Kaplan, “Seçimle geldik. Sen kim oluyorsun, milletin iradesine saygısızlık yapma” diye karşılık verdi.

Kameraların dışarıya çıkarılması da tartışma konusu olurken, bazı danışmanlar da salondan çıkarılmak istenmelerine karşı koydu.

Kameraların çıkmasının ardından tasarının görüşülemeyeceğini savunan Vural, konusu suç teşkil eden ve suç imtiyazı sağlayan tasarının görüşülemeyeceğine ilişkin itirazını dün TBMM Genel Kurulu’nda da ifade ettiğini söyledi.

Vural, itirazı sonuçlanmadan görüşmelere geçilemeyeceğini savundu.

Komisyon Başkanı Ersoy da Vural’ın itirazına ilişkin Meclis Başkanlığı’ndan komisyona herhangi bir bildirimde bulunulmadığını belirterek, görüşmelere engel durum olmadığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Vural, bunun üzerine usul tartışması açtı.

6 maddeden oluşan, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi isimli düzenleme çözüm sürecinde tüm yetkiyi Bakanlar Kurulu’na veriyor.

 

IŞİD gözünü İstanbul’a dikti

IŞİD’in Suriye ve Irak gibi, Türkiye’yi de “cihat alanı” ilan ettiği ortaya çıktı.

Ocak ayında Van merkezli olarak altı ilde yapılan operasyonda gözaltına alınan IŞİD hücrelerinin lideri Halis Bayuncuk’un, “Suriye’nin fethedilmesinden sonra sıra Türkiye’ye gelecek. İstanbul’u da alacağız inşallah” demesi dikkat çekti.

Türkiye’nin Musul’daki konsolosluğunda bulunan personeli rehin alan Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) örgütünün, Suriye ve Irak gibi Türkiye’yi de cihat alanı ilan ettiği ortaya çıktı. IŞİD’in Türkiye yöneticilerinin Suriye’deki iç savaşın sona ermesinin ardından 

İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de büyük eylemlere imza atmaya hazırlandıkları belirlendi. Hatta bazı IŞİD yöneticilerinin, “İnşallah İstanbul’u da alacağız” sözleri teknik takibe takıldı. 

Türkiye’de yaklaşık iki yıldır cihat için militan toplayan IŞİD’in, Türkiye’ye ilişkin eylem planları da yaptığı ortaya çıktı. Bu konudaki bilgi ve belgeler Ocak ayı içinde örgütün Türkiye ayağına ilişkin yapılan operasyonda elde edildi. Van merkezli olarak düzenlenen ve İstanbul, Adana, Gaziantep, Kilis, Kayseri’ye de sıçrayan operasyonda onlarca IŞİD üyesi gözaltına alınmıştı. Operasyonda Türkiye’nin en büyük IŞİD hücrelerinin liderliğini yapan Halis Bayancuk da yer aldı.

KAMPTA ÇEKİLMİŞ GÖRÜNTÜLER ÇIKTI

Taraf’tan Hüseyin Özay’ın haberine göre, operasyonda, Bayancuk’un, Suriye’deki kamplarda çekilmiş bazı görüntüleri de ele geçirildi. Görüntülerin, Türkiye’den örgüte katılan üyelere verilen dersleri içerdiği görüldü. Örgüt üyelerine yönelik yapılan konuşmaların kayıt altına alındığı belirlendi. Kayıtların incelenmesinin ardından ise Bayancuk’un, Türkiye’nin de Suriye gibi cihat alanı ilan edildiğine yönelik sözlerinin bulunduğu belirlendi. CD’lerde Bayancuk’un, “Suriye’nin fethedilmesinin ardından sıra Türkiye’ye gelecek. İstanbul’da alacağı inşallah” demesi dikkat çekti.

Yine operasyonda ele geçin bilgi ve belgelerden örgütün, çatışma yöntemleri hakkında da bazı ipuçları elde edildi. Buna göre, örgüt öncelikle yönetim boşluğu bulunan ülkeleri belirliyor. Ve bu ülkelerle ilgili olarak, cihat kararı alınıyor. Cihat kararı alınan ülkelere ise silahlı birlikler gönderiliyor.

Örgüt üyeleri, belirli isimler altında faaliyet gösteren hücrelerde ikamet ediyor. Ve evlerden, günlük veya haftalık olarak eyleme çıkılıyor. Eylemler sırasında ölenler ise “şehit” kabul ediliyor. Ve ölüm, tüm örgüt üyelerinin ulaşmak istediği son nokta olarak görülüyor. Kayıtlarda, örgütün bugüne kadar Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Somali, Yemen ve Sudan’ı cihat bölgesi ilan ettiği tespit edildi.

Soma maden faciası

Soma’da maden ocağında çıkan yangında 201 işçi hayatını kaybetti

Soma’daki maden ocağında çıkan yangında 201 işçi hayatını kaybetti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, facia ile ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı; madene kurtarma amaçlı giren ve dumandan etkilenen bazı kişilerin de yaralılar arasında sayılmış olabileceğini söyledi.

Bu durumun endişeleri daha da artırdığını ifade eden Yıldız, “Sayının artmasından endişe duyduğumuzu söylemiştik, belki bu konuda daha da zorlanabileceğimiz bir durum olabilir. Madende hayatını kaybedenlerin sayısı 201’e ulaştı, 80 yaralı olduğu bilgisi de daha önce paylaşılmıştı. Yaralılar arasında bizzat madende çalışmayanların, sonradan gelenlerin olabileceği de söylendi. Bu bizim endişemizi daha da arttıracak bir durumdur. Sayının artmasından endişe duyduğumuzu söylemiştik, belki bu konuda daha da zorlanabileceğimiz bir durum olabilir” diye konuştu.

Personel listesi üzerinde çalışma yapıldığını, adli tıp kurumu ve savcılıkla görüştüklerini, hukuki işlemlerin hızlı şekilde yürütülmesi için uğraş verdiklerini aktaran Yıldız, şunları kaydetti:

“Sayı endişe ettiğimiz noktaya doğru gidiyor. Yarının hazırlıklarını, organizasyonu da bir yandan yapmamız gerekiyor. Cenaze işlemleriyle ilgili bir boşluk olmaması için çalışmamız lazım. Bakan yardımcısı, milletvekili arkadaşlarımızla görev dağılımı yaptık, yüreğimizde büyük bir acıyla bunları yapıyoruz.”

-Çalışmalar sürüyor

Madende mahsur kalan işçileri kurtarma çalışmaları sabaha kadar sürdü.

Eynez bölgesindeki maden ocağında çok sayıda kurtarma ekibi gece boyunca çalışmalarına devam etti. Çalışmalara farklı illerden gelen ekipler de destek verdi.

Mahsur kalan işçilerin yakınları geceyi uykusuz geçirdi. Yakınları henüz ocaktan çıkarılamayan vatandaşlar çalışmaların olduğu alandan ayrılmadı. İşçilerin yakınlarının yanı sıra olay sırasında madende olmayan mesai arkadaşlarının endişeli bekleyişi devam ediyor.

Çok sayıda ambulans alanda hazır bekletiliyor. Ocaktan çıkarılan işçiler ambulanslarla çevredeki hastanelere gönderildi. Bazı işçilere ilk müdahale ocağın sağlık biriminde yapıldı. Polis, arama kurtarma ve sağlık ekiplerinin işlerini kolaylaştırmak için işçilerin yakınları ile çıkarılan işçilerin ambulanslara konulduğu alan arasına barikat kurdu.

Madenin havalandırma bacasından içerinde tahliye edilen dumanların yükseldiği gözlendi.

Kılıçdaroğlu’na yumruklu saldırı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Meclis’te yumruklu saldırıda bulunuldu. DHA, saldırganın isminin Orhan Öven olarak açıkladı. Saldırıyla ilgili değerlendirmede bulunan Kılıçdaroğlu, “Baskılar, şiddet bizi engelleyemez. Asla geri adım atmayacağız” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’na katılmak üzere salona geldi.

Kılıçdaroğlu, salona girerken BDP Grup Salonu’nun önünde bulunduğu iddia edilen bir kişi saldırıda bulundu.

Söz konusu kişi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzüne yumruk attı. Saldırı sırasında Kılıçdaroğlu’nun gözlüğü yere düştü.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun korumaları, saldırgana müdahale etti. Burada bir süre arbede yaşandı.

Bazı partililer de yere düşen saldırgana tekme attı. Görevliler, araya girmeye çalıştı.

ALKIŞLARLA KARŞILANDI

Saldırının ardından odasına giden Kemal Kılıçdaroğlu, bir süre sonra salona geldi.

Kılıçdaroğlu, partililer tarafından alkışlar ve sloganlarla karşılandı.

KILIÇDAROĞLU: GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
Kürsüye çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına saldırıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak başladı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Herkesi sükunete davet ediyorum. Demokrasi yolu engellerle doludur. Bu CHP liderine yapılan ilk saldırı değildir. Rahmetli İsmet İnönü’ye de taşlar atıldı. Kafası yarıldı, saldıralar düzenlendi. Ama bir tek hedefimiz var; bu ülkeye sağlıklı bir demokrasiyi ya getireceğiz ya getireceğiz.

Baskılar, şiddet bizi engelleyemez. Biz hiçkimsenin önünde diz çökmemiş bir gelenekten geliyoruz. Yedi düvele karşı mücadele etmiş bir gelenekten geliyoruz. Öyle birisi yumruk atacak, biz geri adım atacağız. Asla geri adım atmayacağız, inaçlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sol elmacık kemiğinde kızarıklık ve şişlik olduğu görüldü.

SALDIRGANIN KİMLİĞİ BELLİ OLDU
Bu arada, DHA’nın haberine göre, saldırıyı gerçekleştiren kişinin isminin Orhan Öven olduğu belirlendi.

Polise verdiği ilk ifadede, Erzurumlu olduğunu ifade eden Öven’in, Alperen Ocakları’na üye olduğunu söylediği öne sürüldü.

BDP’DEN AÇIKLAMA: PARTİMİZDEN DEĞİL
Öte yandan, olayla ilgili açıklama yapan BDP Milletvekili Sırrı Sakık, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile merhabalaştık. O anda saldırı gerçekleşti. Bizden biri değil” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı’ndan Twitter tepkisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Twitter’ın kapatılması ile ilgili, “Sosyal medya platformlarının tamamen kapatılması tasvip edilemez” dedi.

Kapatma kararını, kapatılan Twitter üzerinden eleştiren Gül, şunları yazdı:

“Sosyal medya platformlarının tamamen kapatılması tasvip edilemez. Ayrıca, daha önce defalarca belirttiğim gibi iletişim teknolojilerinin bugün ulaştığı noktada Twitter gibi bütün dünyada kullanılan platformlara erişimin topyekün engellenmesi teknik olarak zaten mümkün degil. Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal gibi suç oluşturan hususlar varsa, ancak mahkeme kararıyla sadece ilgili sayfalar kapatılabilir. Umarım bu uygulama uzun sürmez.”

Berkin Elvan son yolculuğuna uğurlanıyor

Okmeydanı Cemevi önünde kalabalık artıyor

Berkin Elvan’ın cenazesinin bulunduğu Okmeydanı Cemeviönünde kalabalık her geçen dakika artıyor. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, Tuncay Özkan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum cenaze törenine katılanlar arasında.

Ayrıca cemevine çıkan tüm sokaklar barikatlarla kapatıldı ve esnaf kepenk kapattı.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Okmeydanı Cemeviönünde toplanan vatandaşlar sloganlar attı.

Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan da taziyeleri kabul ederken, cemevi içinde karanfiller içinde Berkin Elvan köşesi dikkat çekti. Berkin Elvan’ın cenazesi için saat 12.00’de Okmeydanı Cemevi’nde tören yapılacak.

Acılı anneler birbirlerine sarılıp ağladı

 Ankara’da Gezi eylemleri sırasında polisin silahından çıkan kurşunla ölen Ethem Sarısülük’ün ailesi geldiğinde alkış ve sloganlarla karşılandı. Ethem’in annesi, Berkin’in annesi Gülsüm Elvan’a sarılıp ağladı.

İlk çelenk Kılıçdaroğlu’ndan

Cemevine ilk çelenk, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi, alkışlandı.

Ambulanslar da bekliyor

 Şişli Belediyesi’nin iki ambulansı da Okmeydanı Cemevi’nin önünde bekliyor.

 

Metrobüs duraklarında yoğunluk

Metrobüs ve otobüs duraklarında inen kalabalık E-5 çevresinde yoğunluğa neden oldu.

Yoğun güvenlik önlemleri

Cenaze töreni sırasında alınan yoğun güvenlik önemleri dikkat çekiyor. Polis Gezi Parkı’nı halka kapattı.

Habertürk

Ergenekon’da iki tahliye daha

Ergenekon kapsamında tutuklu bulan Sevgi Erenerol ve Fikri Karağ için tahliye kararı çıktı

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon tutuklusu Sevgi Erenerol hakkında tahliye kararı verdi. Erenerol’ün ardından  emekli albay albay Fikri Karadağ da İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi

17 Aralık operasyonunda flaş tahliyeler

17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında tutuklanan Barış Güler ve Rıza Sarraf ve Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu 5 kişiye tahliye kararı çıktı.

5 şüpheli hakkında yurtdışına çıkış yasağı konuldu ve kamu davası açılıp savunmaları tespit edilene kadar ikametgahlarına en yakın karakola her cuma günü mesai saatleri içinde giderek imza atmalarına karar verildi.

Güler, Sarraf, Çağlayan ve diğer üç kişinin atılı suçların şüpheliler lehine değişme ihtimali, delillerin toplandıkları, sabit ikametgah ve konumları gereği kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığından ayrı ayrı tahliyelerine karar verildi.

TUTUKLU KALMADI
Soruşturma kapsamında tutuklu kimse kalmadı.

HSYK’dan jet kararname

HSYK, çok sayıda hakim, savcı, idare mahkemesi başkanını görevden alan bir kararname yayınlandı

Tartışmalı HSYK Yasası’nın dünkü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmesinin ardından HSYK, bugünkü Resmi Gazete’de çok  sayıda hakim, savcı, idare mahkemesi başkanını görevden alan bir kararname yayınlandı.

Atanan bazı isimler şöyle:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Selamettin CELEP,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Salih SOL,

Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, Ankara Cumhuriyet Savcısı Zafer EDİŞ,

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, İzmir Cumhuriyet Savcısı Kazım ARAPOĞLU,

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, İzmir Cumhuriyet Savcısı Orhun SEZER,

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine, İzmir Cumhuriyet Savcısı Muvaffak MEŞE.

 

Başsavcılık’tan dinleme açıklaması!

İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 7 bin kişinin dinlendiği iddiasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Salihoğlu, açıklamasında “Dosya kapsamında doğrudan veya dolaylı yolan telefonları dinlenen veya kayıt altına alınan şahıs sayısının 2280 olduğu anlaşılmıştır. Halen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar devam etmekte olup bu sayının artacağı değerlendirilmektedir” dedi.

“SUÇLA İLGİLİ OLMAYAN GÖRÜŞMELERİ DAHİ KAYIT ALTINA ALINMIŞ”

Salihoğlu yazılı açıklaması şu şekilde:

“24/02/2014 günü bir kısım basın yayın organlarında geniş yer bulan Cumhuriyet Başsavcılığımızın (TMK’nın 10’uncu Maddesiyle Görevli Bölümünde) yürütülen soruşturma kapsamında telefon dinlemeleri konusuna ilişkin haber, yazı ve açıklamalar sebebiyle kamuoyunun aydınlatılması gerektiği anlaşılmış ve konuyla ilgili olarak soruşturma mercii olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklama yapılması zarureti hasıl olmuştur. Bu kapsamda, Cumhuriyet Başsavcılığımızın TMK 10. Madde ile Görevli Bölümünde yürütülmekte olan 2011/762 sayılı soruşturma dosyasında; çok sayıda kişiler hakkında mahkeme kararı ile iletişimin tespiti ve kayda alınması ile fiziki ve teknik takip işleminin uygulanıyor olması nedeniyle dikkat çektiği, bu sebeple dosyanın incelemesinin gerektiği düşünülerek yapılan ön incelemede, herhangi bir silahlı terör eylemi ya da terör planlaması olmadığının görülmesine rağmen 3 yıldan fazla bir suredir birçok kişi hakkında iletişimin denetlenmesi ve kayda alınması ile fiziki ve teknik takip kararları alındığı, bu kapsamda telefonların dinlendiği, sinyal bilgilerinin değerlendirildiği, ortam dinlemesi ve fiziki takip yapıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca mahkeme kararı kapsamında telefonları dinlenen şahısların irtibatlı olduğu şahıslarla yaptığı dosya kapsamındaki suçla ilgili olmayan görüşmeleri dahi kayıt altına alınmak suretiyle dosyaya dahil edildiği görülmüştür”

“ALELACELE İLGİLİ CUMHURİYET SAVCISINA TESLİM EDİLDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR”

“Yapılan bu ilk tespitler sebebiyle, soruşturma dosyası adı geçen Cumhuriyet savcısından fiziki olarak ve UYAP ortamında alınmıştır.

Soruşturma dosyasının 107 klasörden oluştuğu, 2011 yılında soruşturmaya başlandığı, soruşturma sürecinde bir şüpheliler hakkında iletişimin denetlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin mahkeme kararları alındığı, zaman içerisinde başka şahıslar hakkında da benzer şekilde tedbirler uygulandığı, ancak 17 Aralık 2013 günü klasörler ve dinlemelere ilişkin Harddisk’lerin alelacele ilgili Cumhuriyet Savcısına teslim edildiği anlaşılmıştır. Yapılan tespit üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile yapılan yazışmada , soruşturma dosyası ve yapılan işlemlerle ilgili olarak kendilerinde herhangi bir kaydın bulunmadığı bildirilmiştir”

“TELEFONLARI DİNLENEN VE KAYIT ALTINA ALINAN ŞAHIS SAYISININ 2280 OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR”

“Cumhuriyet Başsavcılığımızda bulunan mevcut soruşturma dosyasındaki kayıtlar, Harddiskler ve diğer belgeler Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gerekli incelemelerin yapılması amacıyla teslim edilmiş olup, adı geçen Şube Müdürlüğünce yapılan ilk tespitlerde, şüpheli olarak mahkeme karan ile telefonları dinlenen, fiziki ve teknik takip yapılan şahısların ve bu kişilerin irtibatlı olduğu kişilerin soruşturmayla ilgisi bulunmayan birçok görüşme kayıtlarının dosyaya dahil edildiği, böylece dosya kapsamında doğrudan veya dolaylı olarak telefonları dinlenen ve kayıt altına alınan şahıs sayısının 2280 olduğu anlaşılmıştır. Halen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar devam etmekte olup bu sayının artacağı değerlendirilmektedir.

Doğrudan veya dolaylı olarak dinlenen ve görüşmeleri kayıt altına alınan bir kısım şahıslar arasında kamuoyu tarafından bilmen kişiler bulunduğu ve doğrudan veya dolaylı olarak telefonları dinlenen şahısların soruşturma konusu ile ilgisi olmayan veya özel hayat kapsamındaki görüşmelerinin de dosyaya dahil edildiği belirlenmiştir. Belirtildiği üzere soruşturma dosyası çok sayıda klasör ve dijital verilerden oluşmakta olup hem soruşturmanın esasına ilişkin , hem de Mahkemece iletişimin tespiti ve kayda alınması karan verilen kişiler ile onların görüştükleri ve irtibat kurdukları kişilere ilişkin incelemeler Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde devam etmektedir”

MİT’e süper yetki ve zırh

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 1984’te çıkan yasası, 30 yıl sonra değişiyor. MİT yasasını değiştirecek teklif, dün akşam AK Partili 2 milletvekili tarafından TBMM’ye sunuldu. Teklifteki düzenlemeler şöyle:

MİT’E YURTDIŞI GÖREV

MİT; dış güvenlik, terörle mücadele vemilli güvenliğe ilişkin, Bakanlar Kurulu tarafından verilecek her türlü görevi de yapacak.

SİBER GÜVENLİK

Dış istihbarat, milli savunma, terörlemücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplayıp kaydedebilecek.

MİKK BAŞKANI BAŞBAKAN

Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu’na (MİKK) Başbakan başkanlık edecek. Kurul, Başbakan’ın belirlediği bakanlar ve kamu görevlilerinden oluşacak.

İMRALI GÖREV ALANINDA

İmralı görüşmeleri de MİT’in yasal görev alanına alınıyor. Ülke menfaatinin gerektirdiği hallerde terör örgütleri dahil bütün yapılarla irtibat kurabilecek.

BANKALARA ERİŞEBİLECEK

Kamu kurumları,meslek kuruluşları, Bankacılık Kanunu kapsamındaki kurumve kuruluşlar ile diğer tüzel kişilikler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgileri, belge, veri ve kayıtları alabilecek.

CASUSLUK DOSYALARI Casuslukla ilgili suçlarla ilgili soruşturmalarda ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilecek. Çalışanlarını yalan makinesine bağlayabilecek.

MİT DİNLEME MERKEZİ

Telekomünikasyon kurumu bünyesinde kurulan dinlememerkezinden bağımsız olarakMİT de dinlememerkezi kuracak.

BAŞBAKAN’IN İZNİYLE

MİT mensuplarının tanıklık yapması yasaklanıyor.MİT Müsteşarı’nın tanıklığı ise Başbakan izniyle olacak.

AĞIR CEZALAR

MİT’in görev belgelerini çalan, sahte olarak üreten kişiye 10 yıla kadar, MİTmensuplarına ilişkin belgeleri kullananlara 7 yıla kadar, bilgi ve belgeleri internet dahil yayınlanması durumunda, yayın sahibi,muhabir, sorumlu müdür, yayımcı, basımcı ve yayanlar hakkında 10 yıla kadar hapis verilebilecek.

MİT Müsteşarı Yargıtay’da yargılanacak

MİT ile ilgili davalar HSYK’nın belirlediği mahkemede görülecek ve MİT Müsteşarı da Yargıtay’da yargılanacak. Aynı konuya ilişkin ikinci kez soruşturma yapılamayacak.

SORUŞTURMA YOK

Görevleri sırasında elde edilen kayıtların kanunda belirlenen amaçlar dışında kullanılamayacağına ilişkin yasağı görevi sırasında delenler hakkında cumhuriyet savcılarının doğrudan soruşturmabaşlatma yetkisi de kaldırıldı.

TIR DURDURANA 5 YIL

MİT’in yetkisini kullanmasına engel olan kişilere 3 yıldan 5 yıla kadar, istediği bilgi ve belgeyi vermeyene 2 yıldan 4 yıla kadar hapis verilecek. MİT’e engel olan kamu görevlisine de hem bu cezalar verilecek hem de TCK’nın görevi ihmal maddesinden suçlama yapılacak.

CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

Ana muhalefet partisi, HSYK düzenlemesinin yok hükmünde sayılması ve iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

CHP, HSYK düzenlemesinin yok hükmünde sayılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Başvuru sonrası açıklama yapan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk şunları söyledi:

”HSYK düzenlemesinin 1, 2, 3, 7, 8, 9, 20, 23, 24, 25, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 39, ve 40. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu nedeniyle öncelikle yok hükmünde sayılarak iptaline karar verilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş durumdayız. 46 maddeli düzenlemenin yaklaşık 40 maddesinin iptali için başvurduğumuzu düşünürsek Anayasa’ya ne kadar aykırı olduğu çok açıktır. Kanunla yargısal denetimi yok sayacak bir düzenleme ağır yetki gaspıdır. Bunun yaptırımı yokluk olmalıdır. Burada bir iptal kararının verilmesi geriye doğru işlemleri ortadan kaldıramayacağından yok sayılmasını Anayasa Mahkemesi’nden talep ediyoruz.

Anayasa Mahkemesi’nin vereceği tarihi kararlardan biri de yargıyı Tayyip Bey’in elinden çekip almaktır. Tayyip Bey yolsuzluğa bulaşan bakanları ve kendisini kurtarmak için bu yasayı çıkarmıştır. Anayasa Mahkemesi yok hükmünde karar vermezse bu yasayla yapılmak istenene değişiklikler gerçekleşmiş olacak ve ayarlanmış hakim ve savcılarla yolsuzluk soruşturması örtülmüş olacaktır. Bu kanunun hedefi yolsuzluk soruşturmasını örtmektir. Anayasa Mahkemesi’nin sonrasında vereceği iptal kararının bir anlamı olmayacaktır. Bizim amacımız da kamu yararını bu siyasi iktidarın yapmak istediğini engellemektir.”

Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yasayı incelemek için 15 günlük süresi bulunuyor. Köşk’ten onay çıkarsa, yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.

Gül’ün veto seçeneğini kullanması durumunda düzenleme yeniden Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek.

 

Muammer Güler’den 17 Aralık açıklaması

Eski İçişeri Bakanı ve AK Parti Mardin MilletvekiliMuammer Güler, 17 Aralık’ta ne oğlunu aradığını ne de oğlunun kendisini aradığını söyledi. Güler, “17 Aralık’ta ben, bakan olarak kullandığım resmi telefondan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı’yı kendi kullandığı cep telefonundan aradım. Yıllarca birlikte çalıştığımız sayın Başsavcı’dan sadece soruşturmanın konusunu sordum. Bu konuşma da internete düştü” dedi.

Güler, AK Parti TBMM grubunda, 17 Aralıksoruşturması kapsamında, oğlu ve hakkında çıkan iddialarla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

17 Aralık’ta İstanbul’da başlatılan ve hakkında gizlilik ve kısıtlılık kararı bulunan bir soruşturma dosyasındaki konuşma tapelerinin, hukuka uygun olarak elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın birilerince sürekli şekilde sızdırıldığını belirten Güler, üstelik konuşmanın bazı bölümlerinin cımbızlandığını, konuşmanın önü ve arkasına bakılmaksızın, hatta eklemeler de yapılıp, tamamen farklı anlam ve algılar yaratılmaya çalışıldığını söyledi.

Güler, soruşturmadaki gizlilik ve kısıtlılık kararı nedeniyle şüpheli ve onların müdafilerinin dahi ulaşamadığı belgeler ve kişisel verilerin, basından ve sosyal medyadan öğrenildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Soruşturma ve kişiler arasındaki haberleşme içerikleri hukuka aykırı olarak ifşa edilmektedir. Bu da Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesi ve devamına göre bir ile beş yıl arasında hapis cezasını gerektiren suçtur. Bunun basın yoluyla ifşası halindeyse, ceza yarı oranında artırır. Ayrıca; bu yolla adli yargılamanın etkilenmesi de amaçlanmaktadır. Bu da Türk Ceza Kanunu’nun 277. maddesine göre suçtur.”

“ÇOLAKKADI İLE GÖRÜŞMESİ”
Güler, oğluyla yaptığı belirtilen görüşmenin, yansıtılmasına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde, oğlumla yaptığım 17 Aralık tarihli görüşme yansıtıldı. 17 Aralık günü, ne ben oğlumu aradım ne de oğlum beni aradı.

Aynı gün İçişleri Bakanlığı adına kayıtlı özel kalem ve danışmanlık tarafından kullanılan telefondan, arama yapılan evde hazır bulunan oğlumun müdafisi aranmıştır. Yetkililerin izniyle ve bu telefonlardan oğlumla görüştüm. Bu telefonlar nasıl dinlendi? Soruşturma kapsamında hangi telefonların mahkeme kararıyla dinlendiğine dair liste, müdafilerin talebi üzerine İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca resmi yazı ile bildirildi. Bu listede belirttiğim telefonların dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar yok. Yani tamamen hukuka aykırı bir dinleme ve konuşmanın birçok yeri çıkartılıp servis ediliyor.

Daha ilginç olanı, 17 Aralık’ta ben, bakan olarak kullandığım resmi telefondan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı’yı kendi kullandığı cep telefonundan aradım. Yıllarca birlikte çalıştığımız sayın Başsavcı’dan sadece soruşturmanın konusunu sordum. Bu konuşma da internete düştü. Bu nasıl oluyor? Demek ki ya İçişleri Bakanı olarak benim ya da İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sayın Turan Çolakkadı’nın veya her ikimizin telefonları dinlenmiş ve kayda alınmış. Kim, hangi yetkiyle veya hangi kararla bir bakanı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı dinleyebiliyor ve servis edebiliyor? Bu illegal dinlemedir; haberleşme özgürlüğünün ihlalidir ve de suçtur.”

“TAPELER ALGI YARATMAK İÇİN”
Muammer Güler, soruşturmanın tümüne yakınının, yetkisiz bir şekilde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü bütün usul hükümleri göz ardı edilerek, kanunsuz ve hukuka uygun delil sayılamayacak dinlemeler ve derhal imhası gereken konuşma tapeleriyle dolu olduğunu savunarak, soruşturma dosyasında yer almaması gereken birçok konuşmanın, kamuoyunda kasten ve yanlış yönlendirici algı yaratmak üzere dosyaya konulduğunu söyledi. Güler, bunu soruşturmayı yürütenlerin bilmemesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

“PRENSİP GENELGESİNE UYULMADI”
Anayasa’nın 83 ve 100’ncü, TBMM İçtüzüğü’nün 107’inci, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 ve 138’inci maddeleri göz ardı edilerek, dosya hemen ayrılıp Cumhuriyet başsavcısına ve kanunlarda açıkça gösterilen mercilere bilgi verilmeden, yetkisizce dinlemeler yapıldığını anlatan Güler, şöyle devam etti:

“Bir bakan hakkında makul şüphe doğmuşsa niçin dosya hemen ayrılıp, Cumhuriyet Başsavcısı’na bilgi verilmemiştir? Bakanlar hakkında soruşturma açmaya yetkili olan TBMM Başkanlığı’na niçin derhal gönderilmemiştir? Bakanların amiri konumundaki sayın Başbakan’a niye bilgi verilmemiştir? Belirttiğim gibi, 3628 sayılı kanunun 8,17 ve 19’uncu maddelerine aykırı davranarak, açıkça yetkisiz bir şekilde soruşturmaya devam edilmiştir. Bu konuda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2006 ve 2011 tarihli Prensip Genelgeleri’ne de uyulmamıştır.”

“NİÇİN SUÇÜSTÜ YAPILMAMIŞTIR?”
“Bu süre boyunca, iddia edilen suçlamalarla ilgili olarak niçin suçüstü yapılmamıştır?” diye soran Güler, “Söylediğim bütün bu hususlar, 14 Şubat 2014 günü, tahliye itirazlarını görüşen İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nce tespit edilerek kararda açıkça belirtilmiştir. Bu karar incelendiğinde, soruşturmanın nasıl hukuka aykırı ve yetkisizce yürütüldüğü görülecektir. Bütün bu usulsüzlükleri yapan, kanuna aykırı davranan, yargı ve adli kolluk görevlileri hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişlerince, ayrıca idari yönden de mülkiye başmüfettişlerince araştırma ve incelemeler devam etmektedir. Kanuna aykırı işlemler araştırma, inceleme ve soruşturmalar sonucunda açıklığa kavuşacaktır. Bunların sonucunun beklenmesinde zorunluluk bulanmaktadır. O zaman söz konusu soruşturmanın nasıl yürütüldüğü görülecektir” ifadelerini kullandı.

“YARGIYA GÜVENİM TAM”
Güler, soruşturmanın halen sürdüğünü ve yargıya güveninin tam olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi:

“Ancak soruşturmayı yetkisiz ve hukuka aykırı bir biçimde yapanlarla ilgili şikayetlerimiz yetkili makamlara sunulmuştur ve gerekli davalar da açılacaktır. Daha birçok yanlışlıklar ve hukuka aykırılıklar zamanla ortaya çıkacaktır.

Soruşturma kapsamında, 17 Aralık’ta birçok kişi göz altına alınıyor. Daha şüphelilerin ifadeleri dahi alınmadan, 18 Aralık günü bakanlar hakkında 500 sayfayı aşan fezlekeler alelacele yeni atanan müdürlere imzalatılmaya çalışılıyor. İncelenmeden imzalanamayacağı ifade edilince, eski görevliler tarafından imzalanıp, daha ifadeler bitmemişken Cumhuriyet savcılığına gönderiliyor.

Fezleke denilen dosya ise, bir emniyet şube müdürü ile iki yardımcısının, kendilerini adeta Cumhuriyet savcısı veya hakim yerine koyarak, yetkisizce, kanunsuz dinleme ve hukuka uygun delil niteliğinde olmayan hususları biraraya getirerek, yorumlarla ve kendilerince üretilen değerlendirmelerle oluşturdukları bir dosyadır.

Operasyon öncesi, bütün konuşma tapeleri, eklemeler ve çıkarmalar yapılarak basına ve sosyal medyaya sızdırılıp bir algı oluşturuluyor. Soruşturma konusu ile ilgisi olmayan, tarafları ayrı, birbirleriyle alakasız başka soruşturmalarla birleştirilip, kamuoyuna bir siyasi manipülasyon malzemesi olarak takdim ediliyor.”

“İTİRAZIMIZ OLMAYACAK MI?”
Güler, bu soruşturmanın 15 ay, kendisiyle ilgili olanın ise 8,5 ay sürdürüldüğünü belirterek, “Dinleme ve izlemelerin 25 Ekim 2013’te sonlandırıldığı ifade edilmesine rağmen, operasyon için niye 54 gün bekleniyor? Diğer operasyonlarla birleştirmek için mi?” diye sordu.

Bunların birçoğunu kamuoyunun gördüğünü ifade eden Güler, sözlerini şöyle tamamladı:

“Açıkça, özel soruşturma usullerine uyulmadan, yetkisizce ve aylarca yürütülen bir soruşturma söz konusu. Bunlara itirazımız olmayacak mı? Bütün bunlar halen devam eden yargılama sürecinde ortaya çıkacaktır. Bekleyelim, soruşturmanın gizliliğine riayet ederek. Hukuka aykırı dinlemeleri meşrulaştırmaya çalışmadan yargı görevi yapanları etkilememeye özen göstererek yargının vereceği kararı ve sonuçları hep birlikte görelim.”

F.Bahçe’den G.Saray’a cevap

Fenerbahçe Kulübü, Kasımpaşa maçının ardından ezeli rakipleri Galatasaray’ın yaptığı açıklamaya yanıt verdi.

İşte resmi siteden yayınlanan o açıklama;

Yüzyılı aşkın bir süredir birlikte olduğumuz Sarılı-Kırmızılı Yönetici Dostlarımıza,

Sporun ve futbolun manipülatif eylem ve açıklamalarla yönetilemeyeceğini, borsa ile futbolun birbirinden çok farklı şeyler olduğunu,

Spor müsabakalarının, müsabakadan bir gün önce alacakaranlıklarda yapılan kumpas ve kurgu açıklamalarla değil, ancak ve sadece sahada kazanılabileceğini,

Büyüklük iddiasında bulunan kulüp yöneticilerinin, futbol oyun kurallarını bilmeden ve öğrenmeden kurumsal açıklama yapmaya kalkışmalarının trajikomik sonuçlar doğuracağını,

Kurumsal açıklamaların yönetici portföyü doğrultusunda mutlaka edebiyat, bilimsel bilgi ve zeka motifleri taşımak zorunda olmasa da, belirli bir ciddiyet ve anlatım yeteneği açısından mutlaka en az orta öğretim seviyesinde olması gerektiğini,

Rakibinin, Anayasal ve insan hakları için omuz omuza destek veren onurlu taraftarlara yakışmayan yönetimlerinin temsil kabiliyetlerinin er geç sorgulanacağını,

Her kulüp yönetiminden ve başkanından aynı duruş ve cesaretin beklenmesi mümkün olmasa da, en azından taklit ve tekrar yeteneği sergilenerek toplumda iyi-kötü bir yer edinilmesinin mümkün olabileceğini,

“Korku”nun insani bir duygu olduğunu, saklanılacak ya da utanılacak bir yanının olmadığını,

Tarih yazma yalanlarını bırakıp tarihi okuyanlar için Fenerbahçe’nin sadece bir “rakip” olmadığını anlatamadığımız ve öğretemediğimiz için,

Tüm kamuoyundan özür diliyoruz… !

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ